Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Koalisyonu (SMDK) üyesi Fuad Eliko, Afrin'den göç eden sivillerin kente dönmeye başladığını belirterek, son 3 günde 100 bin sivilin Afrin kentine ve köylerine döndüğünü söyledi.
Türkiye'nin, desteklediği ÖSO güçleriyle 58 günde YPG'nin elinden aldığı Suriye'nin Kuzeyindeki Afrin kentine sivil insanların dönüşlerin başladığı belirtiliyor. Konuyla ilgili Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Koalisyonu (SMDK) üyesi ve aynı zamanda ENKS yöneticisi Fuad Eliko, Sputnik'e konuştu.
Afrin'e dönüşlerin don 3 günde artış kaydettiğini belirten Eliko, şöyle konuştu: "Afrin'e dönüşler son 3 günde çok arttı. Son 3 günde 100 bin sivil Afrin'e döndü. Halen 200 bin insan dönmemiş. Bu insanların yerlerine dönmesini istiyoruz. Afrin halkına hizmet etmek için kurulan Afrin Sivil Meclisi çalışmalarını sürdürüyor. Afrin sivil meclisi dün Gaziantep'te bir toplantı yaptı. Ben de toplantıya katıldım. Afrin yönetimi için bir anlaşma sağlandı. Söz konusu yönetim için 115 kişi belirlenecek. Komite 230 isim bildirecek. Yönetimde Kürt, Arap ve Türkmenler olacak. Çoğunluğu Kürtlerden oluşacak. Afrin'i Afrinliler yönetecek. Afrin kent merkezinde ÖSO militanları çıkacak. Sadece kırsal alanda kalacaklar. Afrin'de güvenliği Afrinlilerden oluşacak Afrin polisi sağlayacak. Afrin sivil meclisi şimdi Afrin merkezinde çalışmalarını yönetiyor."
'AFRİN'DE TALAN VE HIRSIZLIK TAM OLARAK BİTTİ DİYEMEYİZ'
Afrin'de 'talan ve hırsızlık yapan' ÖSO üyesi 200 kişinin tutuklandığına dikkat çeken Eliko, şöyle devam etti: "Hırsızlık ve talanla ilgili soruşturma halen sürüyor. Afrin'de talan ve hırsızlık tam olarak bitti diyemeyiz. Ancak talan ve hırsızlık çok azaldı. Çalınan ve talan edilen eşyalar araçlar hepsi bulundu sahiplerine teslim ediliyor. Durum git gide normale dönüyor. Afrin'de yönetimler kurulsa durum git gide iyiye doğru gider. İnsanlar korkusuzca yerlerine döner. Hırsızlık ve talan biter. Elektrik ve su ile ilgili zahmet var. Sorunun aşılmasıyla ilgili çalışmalar yapılıyor. Türkiye de çok yardımlar yapıyor. Afrin için yeni bir sınır kapısı açıyor. Cinderes bölgesinde Hamam köyünde bir sınır kapısı açıyor."
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, "Kürtlere destek garantisi verdik" açıklamasında bulundu. Buna göre Macron, "DSG Türkiye arasında arabulucu olabiliriz. Fransa ABD ile anlaştı, Menbiç'e asker gönderecek" dedi.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un ofisinden yapılan açıklamada, "YPG dahil Kürt yetkililere Suriye'nin kuzeyinde istikarar sağlanması için destek sözü verdik. DSG ve Türkiye arasında arabulucu olabiliriz. Fransa ABD ile anlaştı, Menbiç'e asker gönderecek" ifadeleri yer aldı.
Fransız Le Parisien gazetesinin haberine göre de Macron, Suriyeli Kürt heyetine Fransız güçlerinin Menbiç'e hızla konuşlandırılacağının garantisini verdi.
Fransa'nın 'Menbiç'e asker gönderme' sinyali, ABD'nin Suriye'den çekileceğini ilan etmesinden hemen sonra geldi.
Suriye’nin BM Daimi Temsilcisi Beşar Caferi, yeni kimyasal silahlı provokasyonun, bazı Batı ülkelerinin teşvikiyle cihatçıların hareket ettiği İdlib’de yaşanabileceğini belirtti.
BM Güvenlik Konseyi oturumunda konuşan Caferi, "Teröre sponsorluk yapan ülkeler teröristlere bir kez daha kimyasal silah kullanma talimatını verdi" dedi. Caferi, konuyla ilgili bilgiyi BMGK başkanına sunduklarını bildirdi.
'PROVOKASYONU BATI MEDYASI AKTARACAK'
"Bu tezgah, birçok ülke ve Beyaz Miğferler'in katılımıyla gerçekleştirilecek ve Batı medyası tarafından aktarılacak" diyen Caferi, saldırı üzerinde çalışan yabancı uzmanların, kadın ve çocukları kullanmak istediğini kaydetti.
'YARALILAR İSRAİL'E GÖTÜRÜLECEK'
Cihatçıların sivil halka karşı zehirli gaz kullanacağını söyleyen Caferi sözlerini şöyle sürdürdü: "Yaralılar İsrail'deki hastanelere kaldırılacak. İsrailli doktorlardan duyacağımız ifadeleri hayal edebiliyor musunuz? Bu, İdlib'de yeni bir tiyatro oyunu olacak."
Caferi, "Tüm bunlar Suriye-Türkiye sınırında yaşanacak" diye ekledi.
AB, Türkiye'ye ev sahipliği yaptığı Suriyeli mülteciler için verdiği yardımları denetleyeceğini açıkladı. Denetlemenin sonuçlarının bu sene içerisinde açıklanması bekleniyor.
Avrupa Sayıştayı'nın salı günü yaptığı açıklamaya göre kurumun denetçileri, AB tarafından 2016 ile 2017 senelerinde Türkiye'ye Suriyelilerin Türkiye'deki yaşam koşullarını desteklemek için verilen üç milyar euro'nun kullanılmasının etkinliğini denetleyecek.
Deutsche Welle Türkçe'nin haberine göre, görevi Brüksel'in mali kaynaklarının nasıl yönetildiğini kontrol etmek olan AB Sayıştayı'nın denetçileri, fonun yapısı ve işleyişinin yanısıra yapılan yardımların sonuçlarını da teftiş edecek.
Avrupa Sayıştayı'nda bu fonun denetlenmesinden sorumlu denetçi Bettina Jakobsen, Türkiye'nin özellikle Suriye'deki savaş nedeniyle çok fazla göç aldığını ve 3 milyon 800 binden fazla kişi ile dünyanın en fazla sığınmacıya ev sahipliği yapan ülkesi olduğunu belirtti.
Jakobsen, "Bu nedenle AB'nin bu alandaki mali yardımının etkin bir şekilde gerçekleşip gerçekleşmediğini incelemek önemli" dedi.
Denetleme sonucunda ortaya çıkacak sonuçların bu sene içerisinde yayınlanması bekleniyor.
Türkiye'ye Suriyeli mülteciler için destek programı dahilinde AB, 2016 yılının başı ile 2017 yılının sonu arasında 72 proje ile 3 milyar euro değerinde anlaşma imzalamıştı. Avrupa Komisyonu'nun verilere göre Aralık 2017 itibarıyla bu projelere 1 milyar 85 milyon euro ödendi.
Suriye devlet haber ajansı SANA'nın verdiği habere göre Suriye Dışişleri Bakanlığı, "Suriye bir kez daha işgalci Türk güçlerinin ön koşulsuz olarak Suriye derhal topraklarından çıkmasını talep ediyor. Suriye uluslararası toplumdan, Afrin'de yıkım ve kan akışına neden olan ve binlerce sakinini yerinden eden Türk işgaline son vermek için acil eylemler talep ediyor" diye açıkladı.
'GÜVENLİK TEHDİTİ YOK EDİLDİYSE NEDEN AFRİN'DEN ÇIKMMIYORSUNUZ?'
Türk yönetiminin teröre karşı mücadele ve kendi güvenliğini sağlama bahanesiyle ordusunu yürütüp Afrin'i işgal ettiğini ileri süren Suriye Dışişleri Bakanlığı, "Türkiye'deki iktidar parti yöneticilerinin açıklamaları diyelim ki gerçek, bu durumda şu soru ortaya çıkıyor: eğer güvenlik tehdidi yok edildiyse Adalet ve Kalkınma Partisi yönetimi daha neyi bekliyor ve neden, varlığı uluslararası hukukun eşsiz bir ihlali olan güçlerini geri çekmiyor?" dedi.
Mısır parlementosunun Arap dünyasından sorumlu komitesi, Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyindeki eylemlerini Osmanlı İmparatorluğu’ndaki Ermeni katliamıyla karşılaştırdı.
Mısır medyasının haberine göre komitenin açıklamasında, Suriye ve Irak'taki Kürtlere yönelik ‘ırkçı temizlik' uluslararası hukukun ciddi bir ihlali ve iki ülkenin bağımsızlığına karşı saldırganlık olduğu kaydedildi.
Açıklamada, "Bu yeni kitlesel imha bizlere, Birinci Dünya Savaşı sırasında Türkiye'de Ermeni halkının maruz kaldığı katliamı hatırlatıyor" dendi.
Açıklamada ayrıca Birleşmiş Milletler ve Güvenlik Konseyi'nin halen susması ve Türkiye'nin Suriye ve Irak topraklarından çıkmasına yol açacak herhangi bir karar almaktan uzak durmasının üzücü olduğu ifade edildi.
ABD'nin İncirlik Üssü'nden ayrıldığı iddialarına ilişkin ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'ndan açıklama geldi. (CENTCOM) Açıklamada, "ABD, ne Türkiye'deki İncirlik Hava Üssü'nden ne de Katar'daki El Udeyd Hava Üssü'nden ayrılıyor. Buna ilişkin haberler yanlış ve asılsızdır" denildi.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), ABD'nin İncirlik ve Katar'da bulunan El Udeyd hava üslerinden ayrılacağına ilişkin haberlerin gerçeği yansıtmadığını açıkladı.
CENTCOM'un resmi Twitter hesabı üzerinden yapılan paylaşımda, "ABD, ne Türkiye'deki İncirlik Hava Üssü'nden ne de Katar'daki El Udeyd Hava Üssü'nden ayrılıyor. Buna ilişkin haberler yanlış ve asılsızdır" ifadeleri kullanıldı.
Aynı dakikalarda ABD Merkez Hava Kuvvetleri Komutanlığının (AFCENT) resmi Twitter hesabından yayımlanan mesajda da "ABD'nin Türkiye ve Katar'daki İncirlik ve El Udeyd hava üslerinden ayrılıyor olduğunu iddia eden haberlerin sıfır gerçekliği var." denildi. Mesajda şu ifadelere yer verildi: "Ortak güvenlik kaygıları ile mücadele etmek için birlikte çalışmamız gerektiği bir zamanda bu zararlı haberler, bölgedeki ortaklar arasında güvensizliği ve ayrılığı besliyor."
Son birkaç haftadır ABD'nin İncirlik üssündeki muharip kuvvetlerini çektiği iddia ediliyordu.
Ayrıca ABD'nin Katar'da bulunan El Udeyd hava üssündeki kuvvetlerini de azalttığı yönündeki haberler sonrası ABD'nin bu iki üsten çekileceği iddiaları ortaya atılmıştı.
ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) ise ABD'nin IŞİD ile mücadele operasyonlarının azalması ve Afganistan'daki Taliban karşıtı operasyonların hızlanmasından dolayı bazı muharip kuvvetlerin Afganistan’a takviye amaçlı gönderildiğini ifade etmişti.
Pentagon ABD'nin İncirlik'ten çekileceğine ilişkin haberleri kesin bir dille yalanlamıştı.
Eski Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel, Türkiye'nin, Afrin'deki Zeytin Dalı Harekatı'yla ABD'ye, kendisinin de bölgede söz sahibi olduğu ve Kürtlerin kontrolü altındaki herhangi bir yapılaşmaya izin vermeyeceği mesajını ilettiğini belirtti.
Gabriel, 'Der Tagesspiegel' gazetesi için 'Afrin sonrası Türkiye ve Batı — Afrin, ABD'ye bir mesajdır' başlığıyla yazdığı makalede, Türkiye'nin bu mesajı ABD'ye vermek için Suriye'ye kara birlikleri gönderdiğini ve hava kuvvetlerinin yaklaşık yarısıyla kendi tarihinin en büyük hava harekatlarından birini gerçekleştirdiğini kaydederek "Türkiye, Suriye'deki Kürt bölgelerine düzenlediği harekat için yüksek bir bedel ödemeye hazır: Artık Batı'ya bağlanmamak" ifadesine yer verdi.
"Afrin'e yapılan askeri müdahale, ABD'ye açık bir mesajdır: Suriye'deki savaş sonrası düzen Türkiye'nin onayı olmadan gerçekleşmemeli ve herhangi bir şekilde Kürt kontrolü altında oluşturulacak bir yapılanma Türkiye tarafından kabul edilemez" ifadesini kullanan Gabriel, YPG ve PYD'nin ABD'de olduğu gibi Avrupa ülkelerinde de terör örgütü olarak yasaklanmadığını ancak Türkiye'nin ve çok sayıda uluslararası gözlemcinin, PKK ile YPG/PYD arasında yapılan bu ayrımın suni olarak yaratıldığı görüşünü paylaştığına dikkati çekti.
ABD'nin IŞİD'e karşı mücadelede YPG ve PYD'yi silahlandırıp Suriye'nin kuzeyinde bir Kürt yapılaşmasına izin vererek Türkiye'yi kışkırttığına işaret eden Gabriel, Türkiye'nin bu durumu kabullenmesinin mümkün olmadığını, bu nedenle askeri mücadelenin süreceğini kaydetti.
'TÜRKİYE BATI'YA BAĞIMLI OLMAK İSTEMİYOR BU YÜZDEN ABD İLE OLASI BİR KRİZDEN KORKMUYOR'
Gabriel, Türkiye'nin, Batı'ya bağımlı olmak istemediğini, bu nedenle ABD ile olası bir krizin jeopolitik sonuçlarından da korkmadığını ifade etti.
ABD'nin, Türkiye ile olan ihtilafı ya kontrol edilebilir gördüğünü ya da Türkiye'nin jeostratejik önemini göz ardı ettiğini belirten Gabriel, "İlk tahmin bir hata olabilir. İkinci tahmin ise felaket sonuçlar doğuracaktır, özellikle de biz Avrupalılar için" değerlendirmesinde bulundu.
'SORUNLAR, RUSYA'YA KARŞI YAPILDIĞI GİBİ BAŞARISIZ KALAN YAPTIRIMLARLA ÇÖZÜLEMEZ'
Gabriel, kötü sonuçların yaşanmaması için Türkiye ile ilişkiler konusunda tüm Avrupa ülkelerinin yeni bir strateji geliştirmesi gerektiğini vurgulayarak Türkiye'ye yönelik bazı eleştirilere rağmen Türkiye ile ilişkilerin geliştirilmesi konusunda daha fazla çaba harcanması gerektiğini, sorunların Rusya'ya karşı yapıldığı gibi başarısız kalan yaptırımlarla çözülemeyeceğini, Türkiye'nin de bu konuda endişe duymadığını belirtti.
'BİZİM ÇIKARIMIZ, TÜRKİYE'Yİ DAHİL ETMEK'
Türkiye'nin PKK'dan duyduğu endişelerin yersiz olmadığını ve bu örgütün uyuşturucu, silah kaçakçılığı ve şantajlar nedeniyle Almanya'da yasaklandığını kaydeden Gabriel, Türkiye'nin, terör örgütlerinin üstünlüğüyle kurulacak olası bir Kürt devletine hiçbir zaman izin vermeyeceğini ve gerekirse Rusya, İran ve Suriye'nin görmezlikten gelmesiyle bu terör örgütlerine karşı mücadeleyi sürdüreceğini ifade etti. Bundan da Moskova ve Şam yönetimlerinin karlı çıkacağını savunan Gabriel, "Bu nedenle bizim çıkarımız, Türkiye'yi jeopolitik açıdan dahil etmeyi sürdürmek olacaktır." ifadesine yer verdi.
Gabriel, bu nedenle Türkiye ile tüm iş birliği imkanlarını mobilize etmeleri ve kazanabileceği çok şey olduğu duygusunu vermeleri gerektiğini vurgulayarak Suriye'deki askeri harekatın sona erdirilmesinden sonra Türkiye ile bir NATO üyesi olarak daha sıkı bir silahlanma iş birliği de yapılabileceğini belirtti.
Türkiye'nin Rusya ile silahlanma iş birliğini düşünmesinin önemli olduğunu kaydeden Gabriel, Türkiye ile yakınlaşmanın vazgeçilmemesi gereken zorlu bir yol olduğuna dikkati çekti. Yakınlaşma çabalarının başarılı olacağı konusunda bir garantinin bulunmadığını ancak tüm risklere rağmen bu yolda ilerlenmesi gerektiğini belirten Gabriel, "Türkiye'nin izleyeceği özel bir yol, Batı'dan, Avrupa ve NATO'dan uzaklaşması bizim ve Türkiye'de yaşayan vatandaşlar açısından çok daha büyük bir risk olur." ifadesini kullandı.
Amerikan Ordusu Siber Enstitüsü’nün (ACI), NATO güçlerinin Rusya ile çatışmayı kaybettiğini çizgi roman yöntemiyle anlatan bir el kitabı yayımladığı belirtildi.
Elektrik ve Elektronik Mühendisler Enstitüsü'nün aylık olarak yayınladığı IEEE Spectrum dergisinde yayımlanan haberde, çizgi resimlerin yer aldığı el kitabının Amerikan askerlerini geleceğin savaşları hakkında düşündürmek ve onlara bu tür çatışmalara ne şekilde hazırlık yapılması gerektiğini anlatmak amacıyla hazırlandığı kaydedildi.
RUS BİRLİKLERİ AMERİKAN KONSOLOSLUĞUNU İŞGAL EDİYOR
Çatışma, Rusya'nın teknolojik savaş imkânları sayesinde hızlı bir şekilde gelişiyor, Moskova önce karşı tarafın insansız hava araçlarını (İHA) vuruyor, ardından da NATO tanklarına saldırıyor. Senaryoya göre Rus birlikleri, sahil kentlerden birinde bulunan Amerikan Konsolosluğu'nu işgal ediyor.
ACI yetkililerinden Yarbay Natalie Vanatta, "Misyonumuz, ordu için stratejik bir sürprizi önlemekten ibaret" açıklamasında bulundu.
El kitabının hem sıradan askerler, hem de genç subaylar için hazırlandığını söyleyen Vanatta, kitapçığın formatı olağandışı gelse de çizgi romanların askerlere ‘anlaşılmaz şeyleri birçok yönden anlamalarına' yardım ettiğini belirtti.
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, "Allah aşkına Kürt olsak ne olur, Arap olsak ne olur, Laz olsak ne olur, hepimiz Allah'ın kuluyuz. Bakan olsak ne olur, milletvekili olsak ne olur. Bu dünyada misafiriz" dedi.
Fakıbaba, Suruç ilçesindeki muhtarlarla, Belediye Konferans Salonu'nda istişare toplantısında bir araya geldi. AK Parti iktidarı olarak belediyelere ciddi manada destek verdiklerini belirten Bakan Fakıbaba, her mahalleye eşit hizmetin ulaşmasına gayret ettiklerini söyledi.
Birlik ve beraberliğin önemini vurgulayan Ahmet Eşref Fakıbaba, şöyle konuştu: "Bize inancınızı boşa çıkarmayacağımızı bilin. Allah rızası için buradayız. Allah aşkına Kürt olsak ne olur, Arap olsak ne olur, Laz olsak ne olur, hepimiz Allah'ın kuluyuz. Bakan olsak ne olur, milletvekili olsak ne olur. Bu dünyada misafiriz. Biraz sonra, 2 saat sonra kimin ne olacağını Allah bilir. Biz kardeşiz, konuşacağız, sohbet edeceğiz."
Şanlıurfa Valisi Abdullah Erin, Büyükşehir Belediye Başkanı Nihat Çiftçi, Suruç Kaymakamı ve Belediye Başkan Vekili Tarık Açıkgöz de ilçede yürütülen hizmetlere ilişkin katılımcılara detaylı bilgi verdi.
Muhtarların da talep ve önerilerini dile getirdiği toplantı, yaklaşık 4 saat sürdü.
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric, Afrin'den ayrılanlardan TSK ve ÖSO’nun kontrolündeki bölgede yağmalama ve keyfi gözaltılar ile ilgili bilgi aldıklarını ancak bölgede olmadıkları için doğrulayamadıklarını belirtti.
Dujarric, günlük basın brifinginde, “Bu bölgeden ayrılan insanlarla konuşuyoruz. Onlar, durumun ağır olduğunu söylüyor. Sivillere yönelik şiddet tehditleri, keyfi gözaltı ve yağmalamalarla ilgili bilgi veriliyor” dedi.
Dujarric, bölgeden edindikleri bilgilerin BM’de güçlü bir tedirginlik yarattığını da sözlerine ekledi.
Uluslararası Kızılhaç Komitesi Sözcüsü Iolanda Jaquemet, 14 TIR'dan oluşan konvoyun, çatışmalardan kaçan Afrinlilerin sığındığı Tel Rıfat’a insani yardım malzemelerini ulaştırdığını belirtti.
Jaquemet, "Konvoy yardımı ulaştırdı. Ancak 14 TIR'ın boşaltılması zaman alacak" dedi.
İnsani konvoy, Kızılhaç ve Suriye Kızılay'ının ortak çalışması sonucu organize edildi. Tel Rıfat'a ulaştırılan 25 ton malzeme arasında 3 bin kişilik hijyen malzemesi, 21 bin çocuk ve 2 bin kadın giyim malzemesi, 22 bin 500 battaniye, 75 bin çocuk bezi ve 2 bin mutfak eşyası yer alıyor.
Kızılhaç birkaç gün önce, Afrinli sığınmacıların bulunduğu Nubel ve ez-Zahra kentlerine de battaniye ve minderleri ulaştırmıştı. Örgüt, yardımı yakın günlerde artırmayı planlıyor.
Kızılhaç, yapılan yardımın yetersiz olduğunu kaydetti.
Hollanda Başbakanı Mark Rutte, Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasında Mart 2016'da imzalanan mülteci anlaşmasına ilişkin, "Doğruyu söylemek gerekirse Türkiye'nin yapılan mülteci anlaşmasına son derece bağlı kaldığını düşünüyorum" dedi.
Türkiye'nin de gündeme geldiği Hollanda Parlamentosundaki AB liderleri toplantısı ile ilgili oturumda, milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Rutte, şu değerlendirmede bulundu:
'PROBLEM DAHA ÇOK YUNANİSTAN'IN GERİ GÖNDERME HIZINDAN KAYNAKLI'
"Doğruyu söylemek gerekirse Türkiye'nin yapılan mülteci anlaşmasına son derece bağlı kaldığını düşünüyorum. Bence endişelenecek bir durum varsa da önce Türkiye'nin değil öncelikle Yunanistan'ın anlaşmayı nasıl uyguladığına bakmak lazım. Problem daha çok Yunanistan'ın mültecilerin Türkiye'ye geri gönderilmesindeki uyguladığı işlemlerin hızından kaynaklanıyor. Bu durum Yunan adalarında probleme neden oluyor."
'TÜRKİYE'Yİ KINAMAK İÇİN AB VE NATO ÜYELERİNDEN DESTEK GELMEDİ'
Zeytin Dalı Harekatı konusunda ise Türkiye'yi kınamak için AB ve NATO üyelerinden destek gelmediğini ifade eden Rutte, "Çoğu AB üyeleri ve müttefiklerimiz ile birlikte IŞİD'e karşı mücadelenin zarar görmesinden ve insancıl durumdan endişe duyuyoruz. Alınan ateşkes kararına ve insancıl savaş kurallarına saygı duyulması çağrısında bulunuyoruz" diye konuştu.
Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ve Özgür Suriye Ordusu'nun (ÖSO) Afrin kent merkezini kontrol altına alması sonrası sivillerin durumuna ilişkin farklı açıklamalar geliyor.
Türkiye, Özgür Suriye Ordusu'nun (ÖSO) sokakları yağmaladığı iddialarının ardından özellikle Batı'dan gelen açıklamalara tepkili.
ABD'nin "Yağma haberleri bizi kaygılandırıyor" açıklamasına karşılık, Dışişleri Bakanlığı, ABD makamlarını harekatın "sivilleri kurtarmayı hedefleyen mahiyatını" anlayamamakla suçluyor. Hükümet, yağmalama iddialarını soruşturmaya hazırlanıyor.
Peki TSK ve ÖSO'nun kontrolü ele alması sonrası Afrin'de yaşam nasıl?
Sokaklarda enkaz
Afrin'de yağmalama iddiaları, Fransız Haber Ajansı AFP'nin kentte bulunan muhabirlerinin aktardığı görüntülerle gündeme geldi.
AFP muhabirleri, ÖSO savaşçılarının, kent merkezinde kapalı bırakılan dükkan, lokanta ve evlere girdikleri ve buralardan beraberlerinde yiyecek, elektronik eşya, battaniye ve benzeri şeylerle çıkarken görüldüklerini bildirildi.
Reuters'ın haberine göre, Afrin sokaklarında çatışmaların izleri duruyor.
Sekiz haftadır süren harekatın enkazı, sokaklarda. Askeri araçlar ise devriye geziyor.
Bir yandan Türk Kızılayı ve AFAD gibi kuruluşlar sivillere yardım dağıtırken, diğer yandan yağmalama haberlerinin ortasında kent sakinlerinin bölgeden kaçtığı bildiriliyor.
Türkiye ise, harekatın özünde Afrin halkının korunması olduğunu yineliyor.
@TSKGnkur tarafından yapılan 2 numaralı Twitter paylaşımının sonu
AFAD Başkanı Mehmet Güllüoğlu, TSK ve ÖSO kent merkezine girdiğinde insani yardım çalışmalarını başlattıklarını, ihtiyaçları belirledikten sonra hijyen malzemeleri ile gıda ve battaniye gibi malzemeleri dağıtmaya koyulduklarını söylüyor.
Uluslararası Kızılhaç Komitesi ise, Türk Kızılayı'nın Afrin operasyonu sonrası Suriyeli Kürtler nezdinde itibarının sıfıra yakın olduğunu söyleyerek daha fazla ve düzenli erişim çağrısı yapıyor.
Reuters, kent merkezinin ele geçirilmesi sonrası zafer kutlaması yapan ÖSO savaşçılarının havaya ateş açtığını, devrilen Demirci Kawa heykelinin üzerine çıktığını bildiriyor.
Ajansın haberine göre birçok dükkan kapalı ve çok sayıda insan Afrin'in dışındaki köylere gitmek için evlerini terk etmiş.
Reuters'a konuşan ismini vermek istemeyen bir adam, "ÖSO Afrin'e girdiğinde bizim güvende olmamız gerekiyordu ama tam aksi oldu" diyor ve ekliyor:
"ÖSO arabalarımızı, evlerimizi, dükkanlarımızı yağmaladı. Kendi evlerimizde bile evsizler gibi yaşar olduk. Ne yiyecek içecek var, ne de güvenlik."
Türkiye'nin harekatı başladığında ailesinin 30 km uzaklıktaki Bülbül'den Afrin'in merkezine taşındıklarını anlatan bir başka kent sakini, kamyonunun arkasına yatak, halı ve diğer eşyalarını taşırken, bir yandan yaşadıklarını anlatıyor:
"Bombardıman başladığında Afrin'e kaçmıştık. Şimdi daha güvenli olduğu için evimize geri dönüyoruz."
Birleşmiş Milletler'in (BM) açıklamasına göre, harekatın başlamasından bu yana 323 bin nüfuslu Afrin bölgesinde yaşayanların üçte ikisi burayı terk etti.
AFP, Pazartesi günü kontrol noktalarında bulunan bazı ÖSO'luların yağmalama olaylarından şakayla bahsettiklerini aktardı.
Öte yandan Anadolu Ajansı (AA) , ÖSO bileşenlerinden "Üçüncü Kolordu'nun" ilçe merkezinde yağmalama suçlarına karışan iki mensubuyla ilişiğini kestiklerini bildirdi.
CNN International'a konuşan Cumhurbaşkanı Sözcüsü İbrahim Kalın da, konuyla ilgili inceleme başlattıklarını ve halkın güvenliğini sağlamak için gerekli önlemlerin alınacağını söylemişti.