türkiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
türkiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Suriyeli muhalif yetkili: Sivillerin Afrin'e dönüşleri başladı, 100 bin kişi geri döndü

Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Koalisyonu (SMDK) üyesi Fuad Eliko, Afrin'den göç eden sivillerin kente dönmeye başladığını belirterek, son 3 günde 100 bin sivilin Afrin kentine ve köylerine döndüğünü söyledi.
Türkiye'nin, desteklediği ÖSO güçleriyle 58 günde YPG'nin elinden aldığı Suriye'nin Kuzeyindeki Afrin kentine sivil insanların dönüşlerin başladığı belirtiliyor. Konuyla ilgili Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Koalisyonu (SMDK) üyesi ve aynı zamanda ENKS yöneticisi Fuad Eliko, Sputnik'e konuştu.
'AFRİN'DE GÜVENLİĞİ AFRİNLİLERDEN OLUŞACAK POLİS SAĞLAYACAK'
Afrin'e dönüşlerin don 3 günde artış kaydettiğini belirten Eliko, şöyle konuştu: "Afrin'e dönüşler son 3 günde çok arttı. Son 3 günde 100 bin sivil Afrin'e döndü. Halen 200 bin insan dönmemiş. Bu insanların yerlerine dönmesini istiyoruz. Afrin halkına hizmet etmek için kurulan Afrin Sivil Meclisi çalışmalarını sürdürüyor. Afrin sivil meclisi dün Gaziantep'te bir toplantı yaptı. Ben de toplantıya katıldım. Afrin yönetimi için bir anlaşma sağlandı. Söz konusu yönetim için 115 kişi belirlenecek. Komite 230 isim bildirecek. Yönetimde Kürt, Arap ve Türkmenler olacak. Çoğunluğu Kürtlerden oluşacak. Afrin'i Afrinliler yönetecek. Afrin kent merkezinde ÖSO militanları çıkacak. Sadece kırsal alanda kalacaklar. Afrin'de güvenliği Afrinlilerden oluşacak Afrin polisi sağlayacak. Afrin sivil meclisi şimdi Afrin merkezinde çalışmalarını yönetiyor."
'AFRİN'DE TALAN VE HIRSIZLIK TAM OLARAK BİTTİ DİYEMEYİZ'
İbrahim Kalın
Afrin'de 'talan ve hırsızlık yapan' ÖSO üyesi 200 kişinin tutuklandığına dikkat çeken Eliko, şöyle devam etti: "Hırsızlık ve talanla ilgili soruşturma halen sürüyor. Afrin'de talan ve hırsızlık tam olarak bitti diyemeyiz. Ancak talan ve hırsızlık çok azaldı. Çalınan ve talan edilen eşyalar araçlar hepsi bulundu sahiplerine teslim ediliyor. Durum git gide normale dönüyor. Afrin'de yönetimler kurulsa durum git gide iyiye doğru gider. İnsanlar korkusuzca yerlerine döner. Hırsızlık ve talan biter. Elektrik ve su ile ilgili zahmet var. Sorunun aşılmasıyla ilgili çalışmalar yapılıyor. Türkiye de çok yardımlar yapıyor. Afrin için yeni bir sınır kapısı açıyor. Cinderes bölgesinde Hamam köyünde bir sınır kapısı açıyor."

Macron: YPG dahil Kürtlere destek garantisi verdik, Menbiç'e asker gönderilecek

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, "Kürtlere destek garantisi verdik" açıklamasında bulundu. Buna göre Macron, "DSG Türkiye arasında arabulucu olabiliriz. Fransa ABD ile anlaştı, Menbiç'e asker gönderecek" dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un ofisinden yapılan açıklamada, "YPG dahil Kürt yetkililere Suriye'nin kuzeyinde istikarar sağlanması için destek sözü verdik. DSG ve Türkiye arasında arabulucu olabiliriz. Fransa ABD ile anlaştı, Menbiç'e asker gönderecek" ifadeleri yer aldı.
Fransız Le Parisien gazetesinin haberine göre de Macron, Suriyeli Kürt heyetine Fransız güçlerinin Menbiç'e hızla konuşlandırılacağının garantisini verdi.
Fransa'nın 'Menbiç'e asker gönderme' sinyali, ABD'nin Suriye'den çekileceğini ilan etmesinden hemen sonra geldi.
Ayrıntılar geliyor..

LEVENT GÜLTEKİN, KANAL D VE CNNTÜRK SATILMASININ PERDE ARKASINI ANLATIYO...

Rus askeri heyet, Şam'ın Babila kasabasında'

Rus müzakerecilerden oluşan bir askeri heyetin militanlarla tahliye görüşmeleri yapmak için Şam'ın güneyindeki Babila kasabasına gittiği belirtildi.
Suriye basınında yer alan haberlere göre Rusya'nın Suriye Ateşkesi İzleme Merkezi'nden bir askeri heyet, militanlarla tahliye ve teslim olma görüşmeleri yapmak için 4 aydır ateşkes anlaşması kapsamında bulunan Şam'ın Babila kasabasına girdi.
Habere göre militanlarla bir araya gelecek olan Rus askeri müzakereciler, Babila'yı terk etme ya da silah bırakma önerisinde bulunacak.
İDLİB'E TAHLİYE EDİLMELERİ BEKLENİYOR
Rus heyetin sunacağı öneriyi kabul etmeleri halinde Babila'daki militanların büyük bir olasılıkla İdlib'e tahliye edilmesi bekleniyor.
Doğu Guta'ya bağlı olmayan Babila'da Suriye ordusu ve militanlar arasında çok fazla çatışma yaşanmadı. Kasabada 4 aydır ateşkes uygulanıyor.Rus müzakerecilerden oluşan bir askeri heyetin militanlarla tahliye görüşmeleri yapmak için Şam'ın güneyindeki Babila kasabasına gittiği belirtildi.
Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu
Suriye basınında yer alan haberlere göre Rusya'nın Suriye Ateşkesi İzleme Merkezi'nden bir askeri heyet, militanlarla tahliye ve teslim olma görüşmeleri yapmak için 4 aydır ateşkes anlaşması kapsamında bulunan Şam'ın Babila kasabasına girdi.
Habere göre militanlarla bir araya gelecek olan Rus askeri müzakereciler, Babila'yı terk etme ya da silah bırakma önerisinde bulunacak.
İDLİB'E TAHLİYE EDİLMELERİ BEKLENİYOR
Rus heyetin sunacağı öneriyi kabul etmeleri halinde Babila'daki militanların büyük bir olasılıkla İdlib'e tahliye edilmesi bekleniyor.
Doğu Guta'ya bağlı olmayan Babila'da Suriye ordusu ve militanlar arasında çok fazla çatışma yaşanmadı. Kasabada 4 aydır ateşkes uygulanıyor.

Suriye: Cihatçılar İdlib’de kimyasal saldırı hazırlığı yapıyor

Suriye’nin BM Daimi Temsilcisi Beşar Caferi, yeni kimyasal silahlı provokasyonun, bazı Batı ülkelerinin teşvikiyle cihatçıların hareket ettiği İdlib’de yaşanabileceğini belirtti.
BM Güvenlik Konseyi oturumunda konuşan Caferi, "Teröre sponsorluk yapan ülkeler teröristlere bir kez daha kimyasal silah kullanma talimatını verdi" dedi. Caferi, konuyla ilgili bilgiyi BMGK başkanına sunduklarını bildirdi.
'PROVOKASYONU BATI MEDYASI AKTARACAK'
"Bu tezgah, birçok ülke ve Beyaz Miğferler'in katılımıyla gerçekleştirilecek ve Batı medyası tarafından aktarılacak" diyen Caferi, saldırı üzerinde çalışan yabancı uzmanların, kadın ve çocukları kullanmak istediğini kaydetti.
Doğu Guta
'YARALILAR İSRAİL'E GÖTÜRÜLECEK'
Cihatçıların sivil halka karşı zehirli gaz kullanacağını söyleyen Caferi sözlerini şöyle sürdürdü: "Yaralılar İsrail'deki hastanelere kaldırılacak. İsrailli doktorlardan duyacağımız ifadeleri hayal edebiliyor musunuz? Bu, İdlib'de yeni bir tiyatro oyunu olacak."
Caferi, "Tüm bunlar Suriye-Türkiye sınırında yaşanacak" diye ekledi.

Yakın gelecekte en güçlü ordulara sahip olacak ülkeler açıklandı

ABD merkezli askeri dergi The National Interest (NI), ABD, Rusya, Fransa, Hindistan ve Çin’in 2030’a kadar dünyanın en güçlü kara ordularına sahip olacaklarını belirtti.
Çin Halk Kurtuluş Ordusu
Askeri uzman Robert Farley'in Amerikan The National Interest dergisi için kaleme aldığı makalede, ABD ordusunun 12 yıl sonra dünyanın ‘altın standardı' olarak kalacağını, ABD Savunma Bakanlığı'nın (Pentagon) Soğuk Savaş döneminden sonra Irak ve Afganistan da dâhil olmak üzere çeşitli askeri harekâtlarda önemli bir deneyim elde etiğini yazdı.
'ABD DÜNYANIN EN BÜYÜK İHA FİLOSUNA SAHİP'
Farley bunun yanında Amerikalıların muazzam bir askeri bütçeye, ayrıca net istihbarat verileri sağlayan ve nokta atışı yapmayı mümkün kılan dünyanın en büyük insansız hava araçları (İHA) filosuna sahip olduğunu kaydetti.
'RUS ORDUSU KOMŞULARI KORKUTUYOR'
Öte yandan Rus Silahlı Kuvvetleri'nin Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından zor bir dönemden geçtiği belirtilen makalede, gerekli finansmanın sağlanması sayesinde Rus ordusunun ve özellikle elit birliklerinin ‘yeniden doğduğu' ve şimdi ‘boyutları ve eğitim düzeyiyle komşularını korkuttuğu' ifade edildi.
Farley, "Rus ordusu 2030'da ölümcül bir güç olarak kalacak, ancak yine de ciddi sorunlarla karşılaşacak. Gelecekte teknolojilere erişim, ciddi bir sorun teşkil edebilir" ifadelerini kullandı.
AVRUPA ÜLKELERİ ARASINDA EN GÜÇLÜSÜ FRANSA
Rus ordusu
Avrupa ülkelerinin arasından sadece Fransa'nın güçlü silahlı kuvvetlerini koruyacağı belirtilen makalede, Hindistan'ın ise askeri teknolojiler alanında rakiplerinin gerisinde kalsa da söz konusu teknolojileri ABD, Rusya ve Avrupa'dan almak için ciddi harcamalar yaptığı ve bu nedenle neredeyse tüm modern silahlara ulaşabildiği vurgulandı.
Çin'in kara ordusunun gerçek savaş deneyiminden yoksun olduğuna, ayrıca hava kuvvetlerinden ve donanmadan farklı olarak finansmandan da mahrum olduğuna dikkat çeken Farley, ancak Pekin'in ‘sınırsız bir insan gücüne' sahip olduğunu ifade etti.

AK Partili Ünal'dan Kılıçdaroğlu'na Erdoğan yanıtı: Siyaset ağır mitomani vakasıyla karşı karşıya

AK Parti Sözcüsü Mahir Ünal, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun "FETÖ'nün bir numaralı siyasi ayağı, Cumhurbaşkanlığı koltuğunu işgal eden zattır" sözlerine yanıt verdi. Ünal, "Siyaset ağır mitomani vakası ile karşı karşıya" dedi.
Kemal Kılıçdaroğlu
AK Partili Ünal, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a 'FETÖ'nün siyasi ayağı' suçlamasında bulunan CHP lideri Kılıçdaroğlu'na sosyal medya hesabı üzerinden yanıt verdi.
Ünal Twitter hesabından yaptığı açıklamada, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun artık siyasetin değil psikolojinin konusu olduğu mesajını paylaşarak, "Türk siyaseti çok ağır bir mitomani vakası ile karşı karşıya" ifadesini kullandı.
​Ünal, paylaşımına bir psikoloji terimi olan ‘mitomani'nin anlamının yer aldığı bir görsel de ekledi.
Kılıçdaroğlu, bugünkü grup toplantısında "Buradan ilk kez FETÖ'nün bir numaralı siyasi ayağı, Cumhurbaşkanlığı koltuğunu işgal eden zattır diyorum. Versin mahkemeye ispat edeceğim. Ne istedin de vermedik diyeceksin. Vali, kaymakam, general, rektör her şeyi verdin. Toprak verdin, üniversite verdin. Siyasi ayağı sensin arkadaş" demişti.

AK Partili Yağcı: Erdoğan'ın kapısında temizlikçi olurum

14 yıldır Bilecik Belediye Başkanlığı görevini yürüten AK Partili Selim Yağcı, "Recep Tayyip Erdoğan 'Gel Selim, benim kapımda temizlikçi ol' derse, temizlikçilik yaparım. Ben takım oyuncusuyum" dedi.
Nevşehir Belediye Başkanı Hasan Ünver
Sözcü'den Deniz Ayhan'ın haberine göre, 2004 yılında Bilecik'te belediye başkanı seçilen ve üç dönemdir bu görevi sürdüren Selim Yağcı, Bilecik Belediyesi Encümen toplantısında yaptığı konuşmada, kendisini eleştirenlere "Milletin emrindeysek şamar oğlanı da değiliz" yanıtını verdi.
Bundan sonra milletvekili adaylığını da düşünebileceğini söyleyen Yağcı, "Ben üç dönemdir belediye başkanlığı yapıyorum. Bunun benim adıma, şehrim adına yeterli olduğunu düşünüyorum'' dedi ve şunları söyledi:
'AK PARTİ'YE GELEN EN KÜÇÜK BİR ZARAR EN FAZLA BENİ YARALAR'
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Harun Karacan
"Siyasetin diğer noktaları ve milletvekilliği tabii ki düşünülür. Bundan sonra eğer partimin yetkili organları uygun görürse bundan büyük mutluluk yaşarız ama havalara uçmayız. Çünkü bunu sürecin devamı olarak görürüz. Ama olmazsa da küsmeyiz. Çünkü biz bu davanın adamıyız. Recep Tayyip Erdoğan, 'Gel Selim benim kapımda temizlikçi ol' derse, temizlikçilik yaparım. Ben takım oyuncusuyum. Liderim neyi emrederse, onu yapmaya hazırım. Biz bu yola baş koymuş insanlarız. AK Parti'ye gelen en küçük bir zarar, bunun bir neferi olarak en fazla beni yaralar."

Hollanda ile Türkiye arasında 'casus krizi'

Türk basınında, baş harflerinin A.Z. olduğu açıklanan Hollandalı bir kişinin casus olduğu yönünde soruşturma başlatıldığının iddia edilmesinin ardından kriz çıktı. Hollanda Dışişleri Bakanlığı, İstanbul'daki Hollanda temsilciğinde çalışan A.Z. isimli bir kişinin Türkiye'den çıktığını açıkladı.
Hollanda Başbakanı Mark Rutte
Milliyet'in RTL Nieuws isimli televizyon kanalının haberinden aktardığına göre, Hollanda Dışişleri Bakanlığı, İstanbul Konsolosluğu'nda çalışan ve 'bölgesel faaliyetlerden sorumlu' vatandaşının 'kendi güvenliği için' Türkiye'den ayrıldığını doğruladı.
Pazartesi günü Türk basınında A.Z. kısaltmasıyla anılan bir Hollanda vatandaşının 'askeri istihbarat servis' görevlisi olduğu iddia edilmişti.
​Haberde, pazartesi günü Türk medya kaynaklarının 'Hollandalı bir casus' hakkında Türk makamlarınca bir soruşturma yürütüldüğünü, casus olmakla suçlanan kişinin bir süreden beri Türk istihbarat teşkilatınca izlendiğini bildirdiklerine dikkat çekildikten sonra şöyle devam edildi:
"Türk medyasına göre, söz konusu kişi Türkiye'nin IŞİD'le bağlantısı ve Türkiye'nin Afrin operasyonuna ilişkin istihbarat toplamaya ve sahte bilgileri yaymaya çalışıyordu."

AB, Türkiye'ye 3 milyar euro yardımı denetleyecek

AB, Türkiye'ye ev sahipliği yaptığı Suriyeli mülteciler için verdiği yardımları denetleyeceğini açıkladı. Denetlemenin sonuçlarının bu sene içerisinde açıklanması bekleniyor.
Avrupa Sayıştayı'nın salı günü yaptığı açıklamaya göre kurumun denetçileri, AB tarafından 2016 ile 2017 senelerinde Türkiye'ye Suriyelilerin Türkiye'deki yaşam koşullarını desteklemek için verilen üç milyar euro'nun kullanılmasının etkinliğini denetleyecek.
AB Komisyonu Göçmenlik Komiseri Dimitris Avramopulos
Deutsche Welle Türkçe'nin haberine göre, görevi Brüksel'in mali kaynaklarının nasıl yönetildiğini kontrol etmek olan AB Sayıştayı'nın denetçileri, fonun yapısı ve işleyişinin yanısıra yapılan yardımların sonuçlarını da teftiş edecek.
Avrupa Sayıştayı'nda bu fonun denetlenmesinden sorumlu denetçi Bettina Jakobsen, Türkiye'nin özellikle Suriye'deki savaş nedeniyle çok fazla göç aldığını ve 3 milyon 800 binden fazla kişi ile dünyanın en fazla sığınmacıya ev sahipliği yapan ülkesi olduğunu belirtti.
Jakobsen, "Bu nedenle AB'nin bu alandaki mali yardımının etkin bir şekilde gerçekleşip gerçekleşmediğini incelemek önemli" dedi.
Denetleme sonucunda ortaya çıkacak sonuçların bu sene içerisinde yayınlanması bekleniyor.
Türkiye'ye Suriyeli mülteciler için destek programı dahilinde AB, 2016 yılının başı ile 2017 yılının sonu arasında 72 proje ile 3 milyar euro değerinde anlaşma imzalamıştı. Avrupa Komisyonu'nun verilere göre Aralık 2017 itibarıyla bu projelere 1 milyar 85 milyon euro ödendi.

Eski İsrail Savunma Bakanı: Bolton bizden İran'a saldırmamızı istemişti

ABD'de Ulusal Güvenlik Danışmanı Teğmen McMaster oldu
ABD Başkanı Donald Trump'ın, Herbert Raymond McMaster yerine ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı olarak atadığı John Bolton'ın ABD'nin Birleşmiş Milletler (BM) Büyükelçisi olduğu dönem İsrail'i İran'a saldırmak için ikna etmeye çalıştığı belirtildi.
İsrail eski Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanı Shaul Mofaz, 26 Mart tarihinde Yedioth Aharoth tarafından düzenlenen bir konferansta Bolton hakkında değerlendirmelerde bulundu.
Jeruselam Post'un haberine göre Mofaz, Bolton'ın BM Büyükelçisi olduğu dönemde İsrail'in İran'a saldırması gerektiğine dair kendisini ikna etmeye çalıştığını söyledi.
Mofaz, böyle bir hamlenin ne ABD, ne de bir başka özne için 'bilgece' olmayacağını ekledi.
John Bolton, 15 aydan kısa bir sürede Trump'ın üçüncü ulusal güvenlik danışmanı olmuştu. Trump, geçtiğimiz yıl Michael Flynn'ın, bugün de Korgeneral Herbert Raymond McMaster'ın görevine son vermişti.

Suriye: Uluslararası toplum, Türk işgaline son verilmesi için derhal harekete geçmeli

Suriye yönetimi, uluslararası toplumu TSK’nın Afrin’den çıkması yönünde acil tedbirler almaya çağırdı.
Suriye devlet haber ajansı SANA'nın verdiği habere göre Suriye Dışişleri Bakanlığı, "Suriye bir kez daha işgalci Türk güçlerinin ön koşulsuz olarak Suriye derhal topraklarından çıkmasını talep ediyor. Suriye uluslararası toplumdan, Afrin'de yıkım ve kan akışına neden olan ve binlerce sakinini yerinden eden Türk işgaline son vermek için acil eylemler talep ediyor" diye açıkladı.
'GÜVENLİK TEHDİTİ YOK EDİLDİYSE NEDEN AFRİN'DEN ÇIKMMIYORSUNUZ?'
Türk yönetiminin teröre karşı mücadele ve kendi güvenliğini sağlama bahanesiyle ordusunu yürütüp Afrin'i işgal ettiğini ileri süren Suriye Dışişleri Bakanlığı, "Türkiye'deki iktidar parti yöneticilerinin açıklamaları diyelim ki gerçek, bu durumda şu soru ortaya çıkıyor: eğer güvenlik tehdidi yok edildiyse Adalet ve Kalkınma Partisi yönetimi daha neyi bekliyor ve neden, varlığı uluslararası hukukun eşsiz bir ihlali olan güçlerini geri çekmiyor?" dedi.

Yunan bakandan Osmanlı göndermesi: 1821'de olduğu gibi bozguna uğratırız

Yunanların Osmanlı İmparatorluğu’na karşı bağımsızlık mücadelesi başlatmasının yıldönümünde konuşan Kammenos, “Yunan mücahitler 1821’de çok güçlü Osmanlı İmparatorluğu’nu bozguna uğrattılar. Büyük Osmanlı İmparatorlukları düşünenler, 1821’i hatırlamalıdır. Ulusal egemenliğimizden şüpheye teşebbüs edeni, 1821’de olduğu gibi bozguna uğratırız” dedi.
Yunanistan’ın başkenti Atina’da 25 Mart Bağımsızlık Günü dolayısıyla düzenlenen askeri geçit törenine Türk-Yunan ilişkilerinde yükselen tansiyon damga vurdu.Törende konuşan Yunanlı yetkililerden, olası bir saldırıda Yunanistan’ın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü korumaya kararlı olduğu yönünde açıklamalar geldi.
Yunanistan Cumhurbaşkanı Prokopis Pavlopulos, “Biz, uluslararası hukuka ve Avrupa hukukuna tam saygıya dayalı barış, dostluk ve demokrasi halkıyız. Hürriyetimizi, ülke sınırlarımızı, topraklarımızı ve vatanımız ile yüce Avrupa ailemizin, Avrupa Birliği’nin (AB) egemenliğini korumaya hazırız” diye konuştu.
'BÜYÜK OSMANLI İMPARATORLUKLARI DÜŞÜNENLER 1821'İ HATIRLAMALI'
Askeri geçit töreninin ardından bir diğer açıklamaysa Yunanistan Savunma Bakanı Panos Kammenos’tan geldi.
Yunanistan Savunma Bakanı Panos Kammenos
Kammenos, “Yunan halkını, silahlı kuvvetlerimizin ulusal egemenliğimize ve ülkemizin toprak bütünlüğüne yönelik her türlü meydan okumalara karşı gelmeye hazır olduğunu temin etmek isterim. Bizler barışçıl insanlarız, barış için her şeyi yapıyoruz, ancak egemenliğimize meydan okumaya teşebbüs eden herkes, 1821’de Yunan savaşçılarımızın güçlü Osmanlı İmparatorluğu’nu yendiği gibi bozguna uğrayacak. Büyük Osmanlı İmparatorlukları düşünenler, 1821’i hatırlamalı. Ulusal egemenliğimizden şüpheye teşebbüs edeni, 1821’de olduğu gibi bozguna uğratırız” ifadelerini kullandı.
'2 YUNAN ASKER ULUSLARARASI HUKUKA AYKIRI BİR ŞEKİLDE EDİRNE'DE TUTULUYOR'
Kammenos, Mart başında Meriç bölgesinde Türk devriyeleri tarafından yakalanarak tutuklanan 2 Yunan askerinin derhal serbest bırakılmaları için dost ve müttefik ülkelere destek vermeleri çağrısında da bulunarak, şöyle konuştu:“2 Yunan askeri, uluslararası hukuk ve demokrasi ilkelerine aykırı bir şekilde Edirne’de cezaevinde tutuluyor. Böylesi davranışlar, Türkiye’yi yalnızlığa itmekte ve bir zamanlar yola çıktığı Şark’ın derinliklerine geri göndermektedir. Dost ve müttefiklerimizden destek istiyoruz. Açıklamalar yetmez, somut şeyler bekliyoruz.”

CENTCOM: ABD İncirlik Üssü'nden ayrılmayacak

ABD'nin İncirlik Üssü'nden ayrıldığı iddialarına ilişkin ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'ndan açıklama geldi. (CENTCOM) Açıklamada, "ABD, ne Türkiye'deki İncirlik Hava Üssü'nden ne de Katar'daki El Udeyd Hava Üssü'nden ayrılıyor. Buna ilişkin haberler yanlış ve asılsızdır" denildi.
Türkiye Komünist Partisi NATO karşıtı imza kampanyası başlattı
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), ABD'nin İncirlik ve Katar'da bulunan El Udeyd hava üslerinden ayrılacağına ilişkin haberlerin gerçeği yansıtmadığını açıkladı.
CENTCOM'un resmi Twitter hesabı üzerinden yapılan paylaşımda, "ABD, ne Türkiye'deki İncirlik Hava Üssü'nden ne de Katar'daki El Udeyd Hava Üssü'nden ayrılıyor. Buna ilişkin haberler yanlış ve asılsızdır" ifadeleri kullanıldı.
​Aynı dakikalarda ABD Merkez Hava Kuvvetleri Komutanlığının (AFCENT) resmi Twitter hesabından yayımlanan mesajda da "ABD'nin Türkiye ve Katar'daki İncirlik ve El Udeyd hava üslerinden ayrılıyor olduğunu iddia eden haberlerin sıfır gerçekliği var." denildi. Mesajda şu ifadelere yer verildi: "Ortak güvenlik kaygıları ile mücadele etmek için birlikte çalışmamız gerektiği bir zamanda bu zararlı haberler, bölgedeki ortaklar arasında güvensizliği ve ayrılığı besliyor."
​Son birkaç haftadır ABD'nin İncirlik üssündeki muharip kuvvetlerini çektiği iddia ediliyordu.
Ayrıca ABD'nin Katar'da bulunan El Udeyd hava üssündeki kuvvetlerini de azalttığı yönündeki haberler sonrası ABD'nin bu iki üsten çekileceği iddiaları ortaya atılmıştı.
ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) ise ABD'nin IŞİD ile mücadele operasyonlarının azalması ve Afganistan'daki Taliban karşıtı operasyonların hızlanmasından dolayı bazı muharip kuvvetlerin Afganistan’a takviye amaçlı gönderildiğini ifade etmişti.
Pentagon ABD'nin İncirlik'ten çekileceğine ilişkin haberleri kesin bir dille yalanlamıştı.

Eski Almanya Dışişleri Bakanı Gabriel: Afrin, Türkiye'nin ABD'ye mesajıdır

Eski Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel, Türkiye'nin, Afrin'deki Zeytin Dalı Harekatı'yla ABD'ye, kendisinin de bölgede söz sahibi olduğu ve Kürtlerin kontrolü altındaki herhangi bir yapılaşmaya izin vermeyeceği mesajını ilettiğini belirtti.
Gabriel, 'Der Tagesspiegel' gazetesi için 'Afrin sonrası Türkiye ve Batı — Afrin, ABD'ye bir mesajdır' başlığıyla yazdığı makalede, Türkiye'nin bu mesajı ABD'ye vermek için Suriye'ye kara birlikleri gönderdiğini ve hava kuvvetlerinin yaklaşık yarısıyla kendi tarihinin en büyük hava harekatlarından birini gerçekleştirdiğini kaydederek "Türkiye, Suriye'deki Kürt bölgelerine düzenlediği harekat için yüksek bir bedel ödemeye hazır: Artık Batı'ya bağlanmamak" ifadesine yer verdi.
"Afrin'e yapılan askeri müdahale, ABD'ye açık bir mesajdır: Suriye'deki savaş sonrası düzen Türkiye'nin onayı olmadan gerçekleşmemeli ve herhangi bir şekilde Kürt kontrolü altında oluşturulacak bir yapılanma Türkiye tarafından kabul edilemez" ifadesini kullanan Gabriel, YPG ve PYD'nin ABD'de olduğu gibi Avrupa ülkelerinde de terör örgütü olarak yasaklanmadığını ancak Türkiye'nin ve çok sayıda uluslararası gözlemcinin, PKK ile YPG/PYD arasında yapılan bu ayrımın suni olarak yaratıldığı görüşünü paylaştığına dikkati çekti.
'ABD YPG'Yİ SİLAHLANDIRARAK TÜRKİYE'Yİ KIŞKIRTTI'
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğluk
ABD'nin IŞİD'e karşı mücadelede YPG ve PYD'yi silahlandırıp Suriye'nin kuzeyinde bir Kürt yapılaşmasına izin vererek Türkiye'yi kışkırttığına işaret eden Gabriel, Türkiye'nin bu durumu kabullenmesinin mümkün olmadığını, bu nedenle askeri mücadelenin süreceğini kaydetti.
'TÜRKİYE BATI'YA BAĞIMLI OLMAK İSTEMİYOR BU YÜZDEN ABD İLE OLASI BİR KRİZDEN KORKMUYOR'
Gabriel, Türkiye'nin, Batı'ya bağımlı olmak istemediğini, bu nedenle ABD ile olası bir krizin jeopolitik sonuçlarından da korkmadığını ifade etti.
ABD'nin, Türkiye ile olan ihtilafı ya kontrol edilebilir gördüğünü ya da Türkiye'nin jeostratejik önemini göz ardı ettiğini belirten Gabriel, "İlk tahmin bir hata olabilir. İkinci tahmin ise felaket sonuçlar doğuracaktır, özellikle de biz Avrupalılar için" değerlendirmesinde bulundu.
'SORUNLAR, RUSYA'YA KARŞI YAPILDIĞI GİBİ BAŞARISIZ KALAN YAPTIRIMLARLA ÇÖZÜLEMEZ'
Vladimir Putin
Gabriel, kötü sonuçların yaşanmaması için Türkiye ile ilişkiler konusunda tüm Avrupa ülkelerinin yeni bir strateji geliştirmesi gerektiğini vurgulayarak Türkiye'ye yönelik bazı eleştirilere rağmen Türkiye ile ilişkilerin geliştirilmesi konusunda daha fazla çaba harcanması gerektiğini, sorunların Rusya'ya karşı yapıldığı gibi başarısız kalan yaptırımlarla çözülemeyeceğini, Türkiye'nin de bu konuda endişe duymadığını belirtti.
'BİZİM ÇIKARIMIZ, TÜRKİYE'Yİ DAHİL ETMEK'
Türkiye'nin PKK'dan duyduğu endişelerin yersiz olmadığını ve bu örgütün uyuşturucu, silah kaçakçılığı ve şantajlar nedeniyle Almanya'da yasaklandığını kaydeden Gabriel, Türkiye'nin, terör örgütlerinin üstünlüğüyle kurulacak olası bir Kürt devletine hiçbir zaman izin vermeyeceğini ve gerekirse Rusya, İran ve Suriye'nin görmezlikten gelmesiyle bu terör örgütlerine karşı mücadeleyi sürdüreceğini ifade etti. Bundan da Moskova ve Şam yönetimlerinin karlı çıkacağını savunan Gabriel, "Bu nedenle bizim çıkarımız, Türkiye'yi jeopolitik açıdan dahil etmeyi sürdürmek olacaktır." ifadesine yer verdi.
Almanya - Türkiye
Gabriel, bu nedenle Türkiye ile tüm iş birliği imkanlarını mobilize etmeleri ve kazanabileceği çok şey olduğu duygusunu vermeleri gerektiğini vurgulayarak Suriye'deki askeri harekatın sona erdirilmesinden sonra Türkiye ile bir NATO üyesi olarak daha sıkı bir silahlanma iş birliği de yapılabileceğini belirtti.
Türkiye'nin Rusya ile silahlanma iş birliğini düşünmesinin önemli olduğunu kaydeden Gabriel, Türkiye ile yakınlaşmanın vazgeçilmemesi gereken zorlu bir yol olduğuna dikkati çekti. Yakınlaşma çabalarının başarılı olacağı konusunda bir garantinin bulunmadığını ancak tüm risklere rağmen bu yolda ilerlenmesi gerektiğini belirten Gabriel, "Türkiye'nin izleyeceği özel bir yol, Batı'dan, Avrupa ve NATO'dan uzaklaşması bizim ve Türkiye'de yaşayan vatandaşlar açısından çok daha büyük bir risk olur." ifadesini kullandı.

Zuckerberg'den Facebook skandalı hakkında ilk açıklama

Facebook kullanıcılarının kişisel bilgilerini izinsiz kullandığı öne sürülen İngiltere merkezli Cambridge Analytica'nın CEO'su Alexander Nix'in görevinden uzaklaştırılmasının ardından Facebook'un kurucusu Mark Zuckerberg ilk kez konuştu.
Facebook
Facebook'un kurucusu Mark Zuckerberg, Cambridge Analytica olayında Facebook'un hatalı olduğunu kabul etti. Zuckerberg, skandalla ilgili şirket içi araştırmanın sürdüğünü ve bilgileri izinsiz kullananların kurum tarafından engelleneceğini vurguladı.
'VERİLERİNİZİ KORUYAMIYORSAK, SİZİ HAK ETMİYORUZ DEMEKTİR'
Zuckerberg, 50 milyon kullanıcı profiline ait verilerin Cambridge Analytica veri şirketi tarafından usulsüz kullanıldığının ortaya çıkması üzerine olayla ilgili Çarşamba günü yaptığı ilk açıklamada "Hata yaptık" dedi. Zuckerberg, Facebook'tan yaptığı yazılı açıklamada yaptıkları hataların, kullanıcıların verilerinin analiz şirketinin eline geçmesine neden olduğunu belirtip "Verilerinizi koruma sorumluluğumuz var, eğer bunu yapamıyorsak sizi de hak etmiyoruz demektir" mesajı paylaştı.
'İYİ HABER: BUNA ENGEL OLMAK İÇİN GEREKLİ ADIMLAR YILLAR ÖNCE ZATEN ATILMIŞTI'
Facebook
Açıklamada, "Tam olarak ne olduğunu anlamak ve tekrar yaşanmasına engel olmak için neler yapılması gerektiğini inceliyordum. İyi haber, buna engel olmak için gerekli adımlar yıllar önce zaten atılmıştı. Ama yine de hata yaptık" dendi.
SKANDALI GAZETEDEN ÖĞRENMİŞ
Zuckerberg, verileri elde etmek için Facebook'ta kişisel bir test uygulaması açan ve bu verileri daha sonra Cambridge Analytica'ya veren akademisyen Aleksandr Kogan'ın yaptıklarından Guardian gazetesi aracılığıyla haberdar olduğunu, kullanıcıların izni olmadan veri paylaşımının şirket politikalarının ihlali sayıldığını söyledi.
Facebook
Zuckerberg, Kogan'ın erişiminin kesildiği ve Cambridge Analytica ile Kogan'dan bu verileri silmelerini istediklerini, verilerin silinmediğini ise geçen hafta Guardian, New York Times ve Channel 4'un haberlerinden öğrendiklerini ifade etti.
'ARAMIZDAKİ GÜVEN SUİSTİMAL EDİLDİ'
'Aleksandr Kogan, Cambridge Analytica ve Facebook arasındaki güvenin suiistimal edildiğini' söyleyen Zuckerberg bunun aynı zamanda 'Facebook ve verilerini Facebook'la paylaşan kullanıcılar arasındaki güvenin de suiistimal edilmesi' anlamına geldiğini yazdı.
Açıklamada Facebook'un atacağı adımlar şöyle sıralandı:
  • Sosyal platformun 2014'te 'veri erişimine erişim kısıtlaması' getirilmeden önce geniş kapsamlı bilgilere erişimi olan tüm uygulamaların incelenmesi
  • Şüpheli faaliyetlerde bulunduğu düşünülen uygulamaların denetlenmesi
  • Denetlenmeyi kabul etmeyen uygulama geliştiricilerinin yasaklanması
  • Kişisel bilgileri usulsüz kullanan uygulama geliştiricilerinin yasaklanması ve 'etkilenen tüm kullanıcıların bundan haberdar edilmesi'
Zuckerberg gelecekte yapacaklarıyla ilgili de şunları söyledi:
  • Benzer ihlallerin tekrar yaşanmaması için uygulamalara veri erişimi kısıtlaması getirilmesi
  • Bireylerin üç ay boyunca kullanmadığı uygulamalara kullanıcı bilgilerine erişim kısıtlaması getirilmesi
  • Uygulamalara kaydolurken verilen isim, profil fotoğrafı ve e-posta adresi dışında paylaşılan verilere kısıtlama getirilmesi
  • Uygulamalara kullanıcı izni zorunluluğu getirilmesi ve kişisel paylaşımlara diğer özel verilere ulaşım hakkı için kontrat imzalatılması